• Home
  • Hakkında
  • Bu “uğultu” nereden geliyor?

    Uzay Dünya

    Dünya’nın bir sesi olduğu ilk kez bundan 10 yıl önce keşfedilmişti. Şimdi bilim adamları bu sesin içinde çok güçlü melodiler olduğunu keşfetti. İnsan kulağının duyamacağı bu melodilerin kaynağının okyanuslar veya atmosferden geldiği tahmin ediliyor.

    LiveScience internet sitesinin haberine göre, araştırmacılar, Dünya’nın çıkardığı sesin içinde hiç beklenmedik güçlü melodiler keşfetti. Söz konusu keşifle, Dünya’nın sesinin nereden geldiği sorusuna yanıt bulunması bekleniyor.

    Araştırmacılar, “uğultu” diye adlandırılan bu seslerin, okyanus ve atmosferin hareketlerinden kaynaklanabileceğini düşünüyor.

    Bilim adamlarına göre, Dünya yer sarsıntısı olmadığı zamanda bile insan kulağının duyamayacağı seviyede daimi bir gürültü yayıyor. Bu ses ilk kez on yıl önce keşfedilmiş ve yalnızca depremölçerler tarafından tespit edilebilmişti. Bu ilk keşife “Dünya’nın uğultusu” denmişti. O günden bugüne Dünya’nın çıkardığı ve “sessiz bir senfoniyi” andıran uğultunun kaynağı gizemini koruyordu.

    Mavi güneş’ olayından sonra bilimadamları suskunluğunu koruyor

    mavi güneş olayı

    Mısır’da piramitlerin etrafındaki güvenlik kameraları, 14 Aralık 2006′da saat 16.47′ten başlayan garip bir olayı kaydetti. Güneş, yaklaşık 15 dakika boyunca maviye döndü.

    Fizikçiler bu garip olayı inceledi ve bir rapor hazırladı. Hazırlanan raporda şu ifadeler yer aldı:
    Güvenlik kamerası tarafından kaydedilen ve ilk kez belgelenmiş olan ‘mavi güneş olayı’, tarihi kayıtlara göre, bugüne kadar sadece 5 kez yaşandı.

    En son ‘mavi güneş olayı’ 1950′de İskoçya’nın Edinburg kentinde meydana geldi.

    Ancak bilim adamları yazılı raporlarında, olayın nedenini yazmadılar.

    Bazı bilim adamları “mavi güneş olayının” havadaki kirliliğe bağlı olduğunu savunuyor.

    Ancak bir başka grup bilim adamı, da bu tezi “1950′lerde bu denli bir hava kirliliği yoktu. Aynı oranda kirlilik yoksa, olay nasıl aynı şekilde gerçekleşebilir?” diyerek tartışmayı sürdürüyor.

    Artık tuttuğunuz takımın arama motorunu kullanabilirsiniz

    gofenerbahce.jpg

    Dünyaca ünlü arama motoru Google ile site tasarımcısı 3 Türk, fanatik taraftarlara özel arama sitesi geliştirdi.
    Gönenli site tasarımcıları Kemal Çoban, Serdar Tosun ve İlker Canaz kendi tuttukları takımlar için arama motoru sitesi yaptılar. Yayına soktukları Google arama motoru ile futbolseverleri hedefleyen siteler kısa sürede ilgi odağı oldu.

    www.goofenerbahce.com, www.goobesiktas.com ve www.googalatasaray.com siteleri, ziyaretçilerini kendi takımlarının renkleriyle karşılıyor. Hazırladıkları sitelerin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü ifade eden site tasarımcıları, şimdilik 3 büyük takıma özel hazırlanan sitelerin yakında başka takımlarında eklenebileceğini belirttiler.

    Microsoft, PlaysForSure hizmetinden artık yeni kullanıcıların faydalanamayacağını açıkladı.

    playforsure.jpg

    Microsoft, PlaysForSure hizmetini bitiriyor. Microsoft, resmi olarak PlaysForSure dijital haklar yönetimine(DRM) geçen sene son noktayı koymuştu. Ancak geçtiğimiz günlerde yazılım devi tarafından yapılan açıklamada, mevcut MSN müzik track’lere sahip olan kullanıcılar için bu platforma verilen desteğin devam edeceği belirtildi.
    Ancak bu açıklamaya rağmen, yakın gelecekte Microsoft, artık bir işlevi kalmayan DRM’ye olan tüm desteğini çekecek. 31 Ağustos’tan itibaren, kullanıcıların edindiği tüm PlayForSure hizmetine kilit vurulacak.

    Diğer bir deyişle, MSN Music’den edinilen müzik parçaları, mevcut sistemlerde kullanılabilirken, başka sistemlere kopyalanması söz konusu olmayacak. Microsoft’tan bir yetkilinin bu konuda yaptığı açıklama ise şöyle: “31 Ağustos’tan itibaren eğer mevcut şarkıları başka bilgisayarlara kopyalamaya çalışırsanız, bu kopyaladığınızı sandığınız parçaları istediğiniz gibi çalamayacaksınız.”

    Sony de daha önce Atrac formatını ve bağlantılı olan müzik mağazasını ortadan kaldırmıştı ve yeni bir dijital audio stratejisi geliştirdiğini duyurmuştu. Örneğin şu an Atrac formatındaki dosyalar, mevcut sistemler arasında kopyalanabilirken, Sony’nin yeni geliştirdiği Walkman’lere bu formattaki dosyalar kopyalanamıyor. Bunun yanında bu tür dosyalar, yeni satın alınan PC’lere de kopyalanamıyor.

    Asus’un ucuz disüstü bilgisayarı olan Eee PC 900 yakında Türkiye’de

    Eee PC 900

    Asus’un ucuz ve şık dizüstü bilgisayarı Eee PC Mayıs ayından itibaren Türkiye’de de satışa çıkıyor. Bugünlerde 9 inçlik ekrana sahip olan Eee PC 900′ün duyurusunu yapan Asus, bu ürünün yurtdışı satış fiyatını da 549$ olarak açıklarken, Eee PC 700 modelinin 369$’dan başlayan (donanıma göre) fiyatlarla satışa sunulacağını bildirdi.

    Eee PC 900, yurtdışında 12 Mayıs’tan itibaren raflarda yerini alacak. Eee PC’nin 199$’lık en ucuz sürümü ise Türkiye pazarına girmeyecek.

    Apple’ dan sanal mazağazalar

    mac logo

    Apple tarafından verilen bir patent başvurusuna gore Mac ve iPod üreticisi, sanal dünyada mağazalar açmaya hazırlanıyor… Belki Second Life’da?
    Geçtiğimiz hafta Amerika patent ve marka ofisi, Apple tarafından verilen bir başvuruyu yayınladı. Mac haber sitesi MANN, patent başvurusuna bakarak Apple’ın sadece online mağazalar açmaktan fazlasını yapmaya hazırlandığı söyleyebiliyor. Apple daha çok, müşterilerinin ürünleri internet yoluyla satın almaktan keyif alacakları bir platform yaratmayı hedefliyor.

    MacNN’in başvuruyu incelerken farkettiği ipuçları son senelerde Second Life’da arada çıkan bir reklamla da örtüşüyor. Yakında Steve Jobs’un avatarının da Apple mağazalarında dolaştığını görürseniz şaşırmayın.

    Nokia N96 sonunda geliyor

    Nokia N96

    Nokia N96′nın planlanan tarihten daha önce piyasaya çıkacağına dair dedikodular artıyor. Bazı kaynaklara göre Nokia’nın amiral gemisi 7 Mayıs’ta raflardaki yerini alabilir. Nokia, cihazın tanıtımında 2008′in üçüncü çeyreğini çıkış tarihi olarak belirtmişti. Phonereport.info web sitesinin bir Nokia çalışanından aldığı bilgiye göre, N96, N82 Black ve N78 ile birlikte 7 Mayıs’ta piyasaya sürülecek.
    Büyük mağazalar da 7 Mayıs’ı çıkış tarihi olarak gösteriyor. Mesela Mobilecity mağazası N95 halefinin çıkış tarihini 7 Mayıs olarak duyurdu bile. Daha şimdiden cep telefonu için ön siparişler alınmaya başlandı. Herhangi bir operatör sözleşmesine bağımlı kalmaksızın, N96′nın yaklaşık fiyatı 820 Dolar olacak.

    N96 heyecanla bekleniyor
    N96′nın selefi N95 8GB’ı tahtından edip etmeyeceğini ise zaman gösterecek. İlk testlerde Nokia N96 iki LED fotoğraf ışığına sahip 5 Megapiksel kamerası ve 16 GB’lık rekor hafızası ile dikkatleri üzerine çekmişti. Buna ek olarak rahat kullanılan bir müzik çalar, radyo ve N-Gage oyun platformu da kullanıcıların hizmetine giriyor. HSDPA, W-LAN, Bluetooth 2.0 ve USB 2.0 gibi veri hizmetleri de elbette unutulmamış.

    Kırmızılı Zune Satışta

    Kırmızılı Zune Satışta

    Gördüğü ilgiden dolayı kırmızılı Zune 80, perakende mağazalarında yerlerini aldı. Microsoft Zune’nin pazarlayıcısı Cesar Menendez, kırmızı renkli Zune 80′in perakende mağazalarında yerini aldığını açıkladı. Daha önce ‘Sevgililer Günü’ne özel olarak hazırlanan kırmızı Zune, yoğun talep görmesinin ardından bu özel günün dışında da artık alıcısıyla buluşabilecek.

    Ürünün fiyatının siyah modelinde olduğu gibi 250$ civarında kalması bekleniyor. Ürün, kırmızı renginin dışında yeni bir özeliği yok.

    bilgisayar polisleri ve gelişen teknoloji

    Günümüzde suçlar elektronik ortama taşındı. Gelişen teknolojiyle birlikte sanal suç gibi yeni kavramlarla tanıştık. Artık soyguncular silah yerine klavye kullanıyor. Giderek yaygınlaşan bilişim suçlarıyla baş edebilmek için polis içinde özel eğitimli birimler oluşturuluyor, yasalar çıkartılıyor.

    Arthur Anderson, Enron skandalı, Bill Gates’in antitrust davasında yaşadıkları, ABD eski Başkanı Bill Clinton’ın sorgulanması, Playboy davası… Tüm bu hikayelerin hemen hepsinin bir ortak noktası vardı: Avukatların bilgisayar hard disklerinde, laptoplarda saklı delilleri araştırma çabası…

    Bilişim sistemleri hayatımızın her alanına girmiş durumda. Bilgi sistemleri tarihte eşi görülmemiş bir sürecin ortaya çıkmasını sağlıyor. İnsanoğlu büyüğünden küçüğüne gerek sosyal hayatta gerekse iş hayatında bilgisayar kullansın ya da kullanmasın, farkında olsun ya da olmasın, bir şekilde bilişim sistemlerinin getirdiği nimetlerden yararlanıyor. Ancak bu durum sayısal suç, siber suç, sanal suç gibi yeni kavramlarla da tanışmamıza yol açıyor.
    Hepimiz tehdit altındayız
    Bilişim suçları, özellikle dijital ortamdaki değerlere yapılan saldırılar olarak nitelendiriliyor. Genellikle bankalardaki finans ve hastane kayıtları, askeri bilgiler saldırılara maruz kalıyor. Bilgisayar üzerinden daha ucuz ve kolay suç işleme olanağı, bu tip suçlarla daha sık karşılaşmamıza neden oluyor. Şirketine kızan, bilgileri satıyor, ilişkilerinde aldatılan mahrem görüntüleri yayınlıyor. İnternetten bankacılık işlemleri ve alışveriş yapanlar sanal korsanlar tarafından dolandırılıyor. Sanayi, teknoloji ve strateji casusluğu dijital ortamda yapılıyor. Banka hırsızları artık klasik yöntemler yerine iletişim sistemlerini kullanarak bankalardaki hesap kayıtlarını rahatça değiştirebiliyor. İnternet üzerinde oluşturulan sistemler ile kumar oynatabiliyor, pornografik ve hatta devlet aleyhine yasadışı yayınlar yapılabiliyor. Güncel hayatta daha sık karşılaştığımız bu örnekler her geçen gün daha da artıyor. Raporlara göre geçen yıl gerçekleşen bilişim suçları, bir önceki yıla göre yüzde 600 artmış durumda.

    Uzun yıllardan beri adli tıp, adli kimya gibi adli uzmanlık alanları suç soruşturmacılarına yardım ederek, birçok adli olayın bilimsel yöntemlerle çözülmesine olanak tanıdı. Uzmanlar olay mahalindeki biyolojik veya fiziksel izlerin kendilerine gösterdiği ipuçları ile olay hakkında ayrıntılı bilgiler elde edebildi. Ancak günümüzde suçların ve suçluların dijital ortamda kendilerini göstermesiyle, olayları aydınlatmaya çalışan uzmanları artık doğadaki iz ve bulgular değil, bilgisayarlardaki manyetik olarak kodlanmış 1 ve 0’lar bekliyor.

    Bu da adli bilişimin, bir diğer adıyla bilgisayar kriminalistliğinin ortaya çıkmasını sağladı. Sanal alemde suç işleyenleri adli bilişim uzmanları yakından takip ediyor. ABD gizli servisi CIA ve Alman teknoloji uzmanlarından özel eğitim alan uzmanlar, bilgisayar yardımıyla suç işleyenleri tek tek yakalıyor.

    Kullanılan yöntemler aslında delil inceleme bilimi olan kriminalistik biliminden pek fazla farklı değil. Kriminalistik bilimindeki gibi amaç işlenmiş bir suçta delillerin ortaya konması. Ancak kriminlistik biliminde delil inceleme aşamasında genellikle elle tutulur gözle görülür deliller varken, adli bilişim bilimi elektronik ortamdaki dijital delillerle ilgileniyor.

    Dijital deliller: Çeşit çok
    Günümüzde insanlar verilerini defter ve kağıttan çok dijital ortamlarda saklamayı tercih ediyor. Not defterlerinin yerini cep telefonları, PDA cihazlar veya dizüstü bilgisayarlar alıyor. Klasik mektuplaşma yönteminin yerine ise internet üzerinden e-posta göndermek moda oldu. Bir şirket kendisine ait mali ve idari tüm kayıtlarını raflarda dosyalamak yerine bilgisayarlardaki veri bankalarında saklıyor. İşte bu noktada bu veriler suça dahil olduklarında dijital delil niteliğini kazanıyor. Modem, telefon, uzaktan kumanda, kamera gibi gibi çeşitli elektronik cihazlar da dijital delil niteliği taşıyabiliyor. Çünkü bu cihazlar üzerlerindeki değişik mantık kapıları ile karar verebilen elektronik devreler sayesinde başka bir elektronik delili tetikleyebilecek bir mekanizmaya sahip olabiliyor.

    Adli bilişim biliminin uygulanmasında dört önemli adım yer alıyor. İlki delillerin toplanması. Sonraki adım teknik araştırma ve tanımlama. Değerlendirme aşamasında suça konu olan delillerin tespit edilmesi durumu söz konusu. Son olarak delillerin dokümantasyonunun yapılarak adli merciler önüne konulmasını içeren sunum adımı yer alıyor.

    Türkiye’de yeni, dünyada eski
    Birçok insan hack faaliyetlerinin etkin olarak yakın zamanda yaygınlaştığını zannetmesine rağmen özellikle Amerika’da bu suçların tarihi epey eskilere dayanıyor. Hatta bu suçlar öylesine arttı ki 1983 yılında konusu Hackerlik olan bir film bile çevrildi. War Games (Savaş Oyunları) adlı film, hacker’lığı farklı bir cepheden ele alarak izleyicileri hacker’ların her bilgisayar sistemine girebileceği konusunda uyarıyordu.

    En yaygın internet suçları
    İnternette işlenen sekiz büyük suç var:

    İntihara yönlendirme
    Çocukların cinsel istismarı
    Uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma
    Sağlık için tehlikeli madde temini
    Porno ve fuhuş
    Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
    Kutsal kavramlara ve ulusal değerlere hakaret…
    Terörizme hizmet ve terörist faaliyetler

    Tesla’nın etkiyilici elektrikli spor arabası

    Birkaç yılldır süren çalışmaların ardından elektrikle çalışan göz alıcı spor arabalar artık caddelere çıkmaya başlıyor. Tesla’nın yeni modeli, bir Ferrari veya Porsche kadar göz alıcı. Uzun süredir üzerinde çalışmaların yürütüldüğü elektrikli arabaların spor modelleri artık Amerika’da satışa çıkmaya başladı. 109,000$’dan başlayan etiket fiyatıyla piyasaya sürülen modeller vitrinleri süslüyor.

    Tesla Motors, Los Angeles’taki ilk satış mağazasında aracı sergiliyor. Birkaç ay içerisinde Silikon Vadisi’ndeki merkeze yakın yeni bir mağazanın açılması, ardından buna Chicago ve New York’ta yeni mağazalar eklenmesi de planlar dahilinde.

    Geliştirilmesi için üzerine 40 milyon dolardan fazla yatırım yapılan araç aynı seviyede yarıştığı diğer büyük markalardan daha ucuz oluşu ve çevre kirliliği yaratmaması sebebiyle dikkat çekici. Tasarımı ise en az rakipleri kadar şık.

    6831 hücrelik lithium-ion batarya paketine sahip olan araç 0-100km’ye 4 saniyenin altında çıkabiliyor. Tam kapasiteli şarj edilmesi 3 buçuk saat sürüyor. Bu kapasitede yaklaşık 360km yol kat edebiliyor.

    Tesla yetkilileri aracın tüm güvenlik testlerinden başarıyla geçtiğini ifade ederek batarya konusundaki endişelere gerek olmadığının altını çiziyorlar. Öte yandan toplamda 1230kg ağırlığa sahip olan aracın 455 kiloluk kısmı (yaklaşık üçte biri) bataryalardan oluşuyor.

    Sürüş konforu ve tasarım için tüm detaylar da düşünülmüş. Isıtmalı deri koltuklar, CD ve MP3 oynatıcı olarak çalışabilen Blaupunkt stereo ses sistemi, iPod arayüzü ve bağlantısı, yol kontrol sistemi, klima, ABS fren sistemi ve hava yastığı ilk göze çarpan özellikler.

    2003′te kurulan ve ismini elektrik üzerine çalışmalarıyla tanınan ünlü fizikçi Nikola Tesla’dan alan şirket, ilk aşamada özellikle ünlüler, teknoloji meraklıları ve çevrecilere yönelik satışların yapılmasını bekliyor. Gelen ilk siparişler arasındaki Arnold Schwarzenegger ve George Clooney gibi tanıdık isimler de bunu kanıtlar nitelikte. Geçen yıldan itibaren alınan 600 sipariş en son bu Ekim ayında teslim edilmiş olacak. 2009 için ise 1500 sipariş alınması planlanıyor.